Hollanda’nın siyaset arenasında da görüldünüz. İşçi partisinden (PvdA) dan milletvekili adayı oldunuz. Yeni bir açılıma öncülük ettiniz, Hollanda’ki siyasi partilerin içerisine göçmenlerin ağırlıklı olduğu yeni bir partinin kurulma çalışımlarına katıldınız hatta genel başkanı oldunuz. Bildiğiniz gibi yakında genel seçimler var. 200 bin seçmeni bulunan Hollanda’daki Türk toplumuna vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
İstikrarlı Hollanda (Duurzaam Nederland) siyasi partinin Manuel Kneepkens ile birlikte kurulmasına öncülük ettik. Partinin kuruluşu ‘Mevlana felsefesiyle’ insana saygı, yeşil ekonomi ve farklı etnik grupların birbirleriyle kaynaşması ana noktasından çıktı. Parti yönetimi beni genel başkanlığa seçti ve 2002 genel seçimlere bu şekilde katıldık. Bu seçimde Yüksek Seçim Kurulunun 13 seçim bölgesiyle ilgili bütün şartlarını yerine getirip Ulusal bir parti olduk. Yasanın sağladığı olanaklarla telvizyon ve diğer medyada tanıtım hakkımız doğdu. Ama Pim Fortijn öldürülünce TV lerde tanıtım yasağı geldi ve biz de yeni olan İstikrarlı Hollanda partisini (ancak hepimizi kucaklayan- eşit gören bir Hollanda istikrarlı olur!) malesef halka tanıtamadık. Daha önce de İşçi Partisi (PvdA) beni 64 sıradan milletvekili adayı olarak göstermişti. Bunları politik aktiviteler olarak sayabilirim. Hollanda’da yaklaşan erken genel seçimlerde vatandaşlarımızdan bilinçli oy vermelerini tavsiye edeceğim. Elbette değişik siyasi partilerden Türk kökenli aday adayları çıkacaktır. Mecliste her parmak kaldıranlara değil, o görevi layıkıyla yapacak, bizim için onur kaynağı olabilecek adaylara tercihli oylarını versinler. Seçme ve seçilme hakkı her vatandaş için demokratik bir haktır, bu haklarını sandık başına giderek değerlendirsinler.
Gelelim yeni projenize. İsminden de anlaşıldığı üzere çok ses getirecek bir çalışma. “İNANÇ YOLU” Projesinin amacını, bugüne kadar gelişimini, literatür bilgileri kısaca özetleyebilir misiniz?
Bu proje Antalya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bölüm başkanı Prof. Dr. Fuat Bozkurt tarafından ilk olarak kaleme alınmış olup, şu anda birlikte çalışıyoruz. Antalya Üniversitesi, partner olarak Avrupa’da bir Üniversite ve Pedagoji Merkezi ile ortak çalışmalar yapacaktır.
Sayın Bozkurt Çukurova’ya yaptığı bir gezi sırasında orada gördükleri kutsal değerler üzerinde çalışmalar başlatmayı düşünüyor. Bu topraklarda 5 bin yıllık geçişi bulunan Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlığa ait olan tarihi eserler var. Projenin amacı geçmişten günümüze dek Ön Asya’da yaşamış olan inançların bugüne yansıyan izlerinin araştırılması. Kutsal eserlerin belgelenmesinin yanı sıra bu inançların toplumlar üzerinde, geçmişten günümüze kadar etkileri de yansıtılacaktır. İnanç Yolu projesiyle ayrı inançlara sahip insanların aslında bilinenden çok daha fazla ortak değerlere sahip olduğu ve bu ortak değerlerin aynı menşeyden geldiği ortaya konulacaktır. Sonuç olarak ta, çoğu zaman farklı dünyalar olarak tanıtılan bu inançlara mensup insanların diğer İnançlardaki ortak noktaları görmeleri durumunda kültürler arası insan sevgisinin güçleneceği ve bunun dünya barışına olumlu katkıda bulunacağı beklenmektedir.
Materyal ve yöntem çalışmalarını ayrıntılı olarak tanımlayabilir misiniz? Projeden beklenen yararlar nedir, İnanç Yolu projesi başarılı olursa bunun bilime ve topluma ne şekilde katkıda bulunacağını açıklar mısınız?
Türkiye’ de Prof. dr. Fuat Bozkurt’un araştırmacı ruhu, Akdeniz Üniversitesi rektörü prof.dr. İ. Kurtcephe’ nin desteği ve bizim Hollanda’ daki mücadelemizle başarıya varacağımıza kesinlikle inanmaktayım; ki ilk izlenimlerim çok olumludur.
Mitolojik kaynaklar ve halk söylenceleri birinci elden yerinde taranacak. Alana çıkmadan önce yazılı kaynaklardan ön hazırlık yapılacak. Kaynak alanındaki kişilerle yapılan yüz yüze görüşmeler hareketli görüntü ve fotoğrafla belegelenecek. Yine aynı görüşmeler ses kayıt aracıyla kayıt altına anılanacak. Bu çalışmaların bitiminde dokümenter bir film yapılmış olacaktır. Bunun yanında da okullarda gösterilmek üzere CD ve DVD üretilecek, aynı zamanda Medya kanalıyla da yayınlanacaktır.
Bu üç İnanca ait kürtürel değerlerin büyük bir kısmının Anadolu’da bulunmasından dolayı, sözü edilen İnançların izlerini belgelerken Anadolu kültürü de belgenecek ve dış dünyaya tanıtılacaktır. Bu belgesel dünyadaki barışın çok büyük bir gereksinim olduğu bu günlerde kültürlerarası diyaloğa katkıda bulunacaktır.
İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olması dolayısıyla proje bu yıl içerisinde hayata geçirilecektir.
Sayın Özgüzel bu anlamlı proje çalışmalarınızla ilgili verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür eder, Platform/Kadın Dergisi olarak başarılar dileriz.
Ben teşekkür ederim. Gerçi projemiz ile ilgili pek detaylı konuşma fırsatımız olmadı, ama proje hayata geçirildiğinde sizleri davet edip ayrıca bilgilendireceğim.
Röportaj : Mustafa Toga
Fotoğraf : Melek Tatar
Platform & Kadın Dergisi
www.platformmedia.nl