Sırasıyla;
Sunumumda bu eseri seçerken bana yardımcı olan Kızım "Ayrık Otu'm" Ayşe'me,
Sayın Bilgi Yayınevi Yöneticilerine,
Beni yüreklendiren "Adam" ım Veysel'ime,
Projemi bir editör edasıyla düzene sokan "Can Kızım" Tuğbiş'ime,
Tüm heyecanımı paylaşan arkadaşım Sayın Doç. Dr. Şule Kaya'ya,
Hiç tanımadan bana evini, yüreğini açan, kendisini tanımaktan büyük onur duyduğum Sayın Üstat Turgut Özakman'a;
Binlerce teşekkür! tülin dursun
Otuz beş yıl sonra doğduğu Bakırköy'e dönen kahramanımız, sevdiklerinin mezarı başında geriye dönüşle, beş-altı yaşlarındaki halini anımsar ve öykümüz başlar.
İstanbul! Dünyanın merkezi. Tarihin dört yol ağzı. İnsanların harman olduğu yer. Dünyanın anası, Bakırköy bu ananın "has kızı". Çocuk Bakırköy'de iki evin tek kuzusu...
Babası daha o doğmadan savaşta şehit düşmüş, annesi ise onu doya doya emziremeden babasına kavuşmuştur. Dedesi, babaannesi ve halasıyla yaşayan çocuk ara sıra da olsa anneanne evine konuk olur, iki ev arasındaki kültür farkını kısa zamanda benimser.
İstanbul işgal altındadır. Her iki ailede de kadınların sayıca daha fazla ve sevecen olması küçük "Reis"i etkiler. Zamanla el işlerine merakı dedesini endişelendirir. Kendisine hediye edilen Kıvırcık Kuzu bir bayram sabahı kavurma olarak sofraya gelince olanlar olur ve ilk isyan başlar.
Haftanın belirli günlerinde yapılan "kadınlar hamamı" sefası gün gelir küçüğün kabusu olur. Zira cinsiyetinin sembolü olan ufacık çıkıntıyı gören kadınların gülüşlerini unutamaz.
Kadınlar arasında paylaşılamayan insancık, anneanne evindeki ölen dayısının dul eşini çok sever. Bu genç kadın siyahlar içindeki Rum Gelin Tiya Eleni'dir.
Tiya Eleni "insancık"a önceleri duyarsız kalırsa da; sonraları çocuk sevgisinden doğan içtenlikle ona sokulur. Aralarında ufak, tefek sır paylaşır olurlar. Öyle zaman gelir ki; yataklarını paylaşırlar...
İnsancık Tiya Eleni'siz, Tiya Eleni İnsancık'sız olamaz. İnsancık için Tiya yaşamın kendisidir. Okula başladığında, güzel not aldığında, sınıfları geçtiğinde, bayramlarda, cenazelerde, düğünlerde "O" hep yanındadır.
Askeri okula giden Reis, Tiya Eleni'siz yapamayacağını anlayınca okuldan kaçar. Onun evden ayrılıp, nişanlandığını zannedince de; büyük bir ümitsizliğe kapılıp, intihara girişir. Ecel daha gelmemiştir. Tiya Eleni geri dönmüştür. Artık neden yaşadığını anlayacak yaştadır.
Reis artık genç bir adamdır. Aynı evi, aynı yatağı paylaşmaları onlar için kaçınılması olanaksız sonu hazırlamıştır. Hiç bir şeye aldırmadan kendi dünyalarını yaratırlar.
Bu mutluluk Tiya Eleni ölünceye kadar devam eder. Onun ölümü ile artık İstanbul'da kalamaz. Hiçbir şey eskisi gibi değildir. Dünya küçülmüştür.
Dipnot: Bir sonraki bölümde "Edebiyatta iletişim örneklemelerine" değineceğiz.