Anasayfa |  Yazarlar |  Kitap Dünyası |  Fokada'ya Gelen Yayınlar |  Fokadapedi |  Etkinlikler |  Haberler |  Çevre ve İklim |  İletişim | 


Ahmet Cevat Şüküroğlu    

Büyüdük büyüdük kocaman olmuşuz

Bizzat edindiğim tecrübelerle de sabit olan bir husustan bahsetmek zorunluluğunu hissettim, İstanbul Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde yaşayanlar bunu pek bilmezler. Küçük kentlerde yaşayanların belleklerinde kalmış olabilir. Küçük kentlerde görevini ifa etmeye çalışan doktorlar mahalli hastalıklardan daha iyi anlarlar. O kentin havasından suyundan bitki örtüsünden kaynaklanan bazı yerel hastalıklar vardır. Yakın ilaç ve tedavi uygulamalarından şifa bulur hastaları.

Lokal hastalıklar olmasına rağmen bazı zengin vatandaşlar kıymetli hastalarını biran evvel şifa bulsun için bindirir arabasına belli başlı şehirlerdeki namı ileri doktorlara alır götürürler. Netice değişmez hatta bazen yanlış ilaç tedavileri sonucu hastalık uzar da uzar.

Yaptığı masraf da cabası. Sırf bak şu nekese annesini alıp akıllı uslu bir doktora götürmedi demesinler korkusu ile mi yoksa gösteriş için mi yaptığı da bilinmez.

Ekonomik hastalıklar da böyledir demek yanlış olmaz. Acaba bu millet 1929 dünya ekonomik krizini nasıl atlattı. Yokluğa katlanmasını bildiği için atlattı dersem bana asla inanmayacağımızı biliyorum.. Olanla yetinmeyi bildiği için atlattı dersem gülerler. Para harcamayı bildiği için atlattı. Haydi oradan uydurma demezler mi? Elindeki tek lirasını 100 kuruş olarak harcamayı bildiği için atlattı. Daha sayayım mı pancar ekicisinin her 500 kilosuna verilen belli ölçüdeki kaput bezinden dikilen iç çamaşırlarını giyerek atlattı. Çayına bulamadığı şeker yerine çayını pekmezle tadlandırarak atlattı.

Bugün bunlardan hangisini uygulayabilirsiniz? Eski bir sözdür biri yer biri bakar denirdi. Şimdi mi biri yer bini bakar. Bakariyerelere döndük hepimiz. Bunun adı sosyal adalet mi yoksa! Yoksul adalet mi ha bir söyleyen olsa?

Ekonomimiz hasta ya! dışardan vızır vızır gelen uzmanlar çare ararlar boşuna. Verilen ilaçlar saat bir de bir hap on ikide on iki hap. Şimdiki bizim uzmanlar yabancıların yazdığı kitaplardaki uygulamalardan başkasını söyleyemiyorlar. Bize kasaba doktoru lazım. Bir çuval İngilizce deyimle laf değil.

Çaremiz tutumdur başka hiçbir şey değil. Binimiz tutacak birimiz yutacak isek hiç deva bulacağımızı sanmıyorum. AB bizi neden istemiyor. Bu huyumuzu biliyorlar. Onları da ekonomik daha beter krize sürükleyeceğimizi iki ayaklarını bir pabuca sığdırmaya çalışacağımızı bilmiyorlar mı sanıyorsunuz? IMF boş mu duruyor ?

Büyük Atatürk acaba hiç haritadan anlamıyordu da boş yere mi hedefiniz Akdeniz’dir ileri emrini verirken neden hedefiniz Kızıldeniz Hazer denizi demedi acaba. Arap şeyhlerinden mi haberi yoktu.

Borç yiğitin kamçısı lafını mı hatırlayamadı? Borç yiyen kesesinden yer lafı hiç mi aklına gelmedi ki bizi yokluğa talim ettirdi? Haşaa keşke az biraz yaşasa idi de bir o kadar bugünlere biraz daha geç gelebilse idik. Belki aklımız başımıza biraz daha yakın olurdu diyebiliyorum.

Allahın tüm rahmetini Atatürk ve hala kıymetini anlamakta zorluk çektiğimiz İsmet İnönü üzerine olsun. Kim ne derse desin! Lafın galiba en iyisi de bu olsa gerek.

Acıdır, hem de çok acıdır ama bu derdin başka ilacı var diyenler galiba kitap kavli üzerine söylüyorlar. Ya bu deve güdülecek yada bu diyardan Allah korusun gidilecek.

Esasen yabancılar yavaş yavaş en iyi yerlerimize göz koya koya ele geçirirlerken (Gözleri kör olasıcalar) şunun şurasında ne kaldı ki? Eskiden bir oyun havası vardı. Veresiye vere vere kalmadı kalmadı yerine veresiye ala ala kalmadı kalmadı deyip bir güzel oynamamız kaldı.

Halkımız ne kadar da neşte imiş borçlanmaya. Özal’ın bu memlekete en büyük kazığı da bu kredi kart sistemini memleketimize taşıtmış olması. Uyuşturucu bu hastalığın yanında solda sıfır kalıyor. Büyüdük büyümesine hatta yere göğe sığmaz olduk. Dev aynasına bakan kimseler kadar büyüdük.

Hani şu suçluları polis otolarına bindirirlerken başlarını zorla eğdiriyorlar ya onlar gibi başımız hep eğik eğik mi kalacağız. Susturula susturula konuşmayı unutmayız inşallah. Hep parası olanlar mı konuşacak ve hep bizler mi susacağız.

Bir de deyim türettiler ağzı olan konuşur diye. Hani? Bizlerin ağzı çuval ağzı mı doluncaya kadar susacağız. Hoş konuş konuş boş lafları konuşmaktan başka ne yapıyoruz. Havanda su dövmekten gayri bir şey yaptığımızda yok. İktidar iyiyiz iyi hem de çok iyiyiz diyor. Muhalefet kötüyüz kötü hem de çok kötü diyor. Pek iyi hangisi doğru? Kör olan kim? Ben mi? Sen mi? Kim? kim? ki, kim !

Ahmet Cevat Şüküroğlu




Yayın Tarihi: 29.03.2008       Okunma:[239]  

   Takvim   
Bugün Git
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cmt Pzr
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   
Bugün:  8 Eylül 2010



* Yazıların sorumluluğu yazarına aittir.



Copyright © Mart 2007, Fokada
Tüm Hakları Saklıdır