Anasayfa |  Yazarlar |  Kitap Dünyası |  Fokada'ya Gelen Yayınlar |  Fokadapedi |  Etkinlikler |  Haberler |  Çevre ve İklim |  İletişim | 


cemal türker    

Sevgilim Annabel Lee


Pencereyi açtım ardına kadar. Islak rüzgarı içime çektim. “Bu bulanık anıyı anlatmak isterdim” diye mırıldandı Kavafis. Dudaklarının üstünde, alnında ter damlacıkları birikmişti. 1920'lerde İzmir'de bir kızı sevmişti şair.

Yıllar geçmişti... Bir ömür geçmişti. Özlemse hiç dinmemişti. Şimdi dönüp hatırlamaya çalışmak, İzmir'i, o kızı...

Soluksuz dinliyordum Kavafis'i. Parmakları buz gibiydi. Titredim.

“Bu bulanık anıyı anlatmak istedim.
Ama silinmiş neredeyse bir şey kalmamış
Çook eskiden, çok...
Taa, gençlik yıllarımdan
Bu bulanık anıyı, anlatmak..."

Gözleri yüzümde çakılı, duraksadı, derin bir nefes aldı :

"...isterdim
Bir giysiydi sanki yaseminler
Ağustos'taydı sanırım, Ağustos'da bir akşam
Gözlerini hatırlıyorum biraz, sanırım maviydiler
Ah, evet maviydiler... Mavi gök yahut da..."

Sustu. Uzunca bir sessizlik gelip yerleşti aramıza. Hiç bitmeyen, sonsuza varan, yüzyıllık, milyon yıllık bir sessizlik.

Tarçın rengi bir akşamın “geri dönülmez” ikindisinde, Kavafis'i yaşıyordum mısra mısra..

Pencere camlarında yağmur buğusu. Özdemir İnce'nin dilimize kazandırdığı Kavafis'in o güzelim şiiri.

“Ah, evet maviydiler...”

Bilmem hangi bulanık hatıranın izini sürmenin zamanıydı artık. Kırkbeş yıl bitmişti. Sevgi ve yeni umutlara el uzatmak için geçti... Yaşanmışlıkları, hataları, sönmüş hayalleri yok saymak mıydı umut ? Kavafis inadına susuyordu. Bakışları dalgın. Dudaklarında silik bir gülümseyiş...

İç dünyamı ilk kez ortaya seriyorum... Kendime ilk merhaba demem, ilk dokunuşum. Kendi içime sahip çıkabiliyorum artık. Hayatıma, inançlarıma sahip çıkabiliyorum...

- Ama," diyor Nezahat hanımefendi

- Kendinle tokalaştığın an cılk yara olmak, hasar görmek de var. Nasıl desem, aynı tokalaşmayı başkalarından esirgemek de var. Kaçak yaşamak, toplum kaçağı olmak da var. Yalnızlık var. Bedeller ödüyoruz ister istemez. Severken bile...

Kararlıyım kırıklıkları, düş bozgunlarını ta en baştan kabullenerek “ben varım” diyebileceğim..Eskiden bunu sadece mırıldanırdım şimdi haykırmaktayım.

Ben varım, buyum diyebiliyorum... En azından şimdilik !


Yarı sisli bir başka akşamdı.

Ay denizden yükseliyordu usulca. Fesleğen ve filbahri kokuları birbirine karışıyordu. Düşlerimi çiziyordum yalının boş duvarlarına. Işıklar sönüveriyordu. Tül perdeleri sıkı sıkıya kapalı ahşap evlerin birinden çıkıp geliyordu Annbel Lee. Gözlerinde kül rengi pırıltılar...


“Senelerce, senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde yaşayan bir kız vardı,
Bileceksiniz adı Annabell Lee
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten ve sevmekten başka beni
O çocuk, ben çocuk,
Memleketimiz o deniz ülkesiydi
Sevdalı değil, kara sevdalıydık" diye söze karışıverdi Edgar Allan Poe.


Sesi çapaklıydı. Rahatsızlık duydum orada oluşundan.

“Göklerde uçuşan melekler dahi kıskanırlardı bizi
Bir gün işte bu yüzden göze geldi
O deniz ülkesinde üşüdü
rüzgarından bir bulutun
Güzelim Annabel Lee..
Götürdüler el üstünde, koyup beni..."



İlkgençliğimin rengi atmış fotoğrafları arasında Annabel Lee'nin yeri hep farklıydı. Şimdi, bu satırları yazdığım sonbahar alacasında onu düşünüyorum yine. Ucundan kenarından yakalamaya çalıştığım eski bir sevda şiiri ve düş sağnakları altında sırılsıklamım. Çifte su verilmiş özlemler, ihtiraslar, kırıklıklar ve hep o güzelim Annabel Lee.

Bir vakitler, Aliki Vuyuklaki'nin uçuşan sarı saçlarına, yüzündeki o masum ifadeye yüklemiştim kafamdaki fotoğrafları. Annabel Lee'yi Aliki'de yaşamıştım. Ve günün birinde Aliki'nin de çekip gittiğini söylediler. Kanserdin, eriyerek, acılar içinde. İnanmak zordu !

“Sevdadan yana, kim olursa
Yaşça başça bizden ileri, geçemezlerdi bizi
Ne yedi kat göklerdeki melekler, ne deniz dibi cinleri
Hiçbiri ayırmaz beni senden... Güzelim Annabel Lee..."

Bir sığınış mı... Artık ne önemi var? Zaman hızla geçiyor... Hep sorumluluklar, hep yapacak işler... Hep sonrası ve öncesi arasında devam eden koşturma... Telaş... Heveslerimi sindirmeyi çok küçükken öğrendim. Ayağımı yorgandan taşırmamayı da.

cemal türker




Yayın Tarihi: 28.03.2008 10:46:00       Okunma:[298]  

   Takvim   
Bugün Git
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cmt Pzr
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   
Bugün:  9 Eylül 2010



* Yazıların sorumluluğu yazarına aittir.



Copyright © Mart 2007, Fokada
Tüm Hakları Saklıdır